Güzel Sanatlar Lise ve Fakültelerinin Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu

BİENAL



1. İZMİR SANAT BİENALİNDEN İZLENİMLER
Nurşen Görşen¹


04-11 Mayıs tarihleri arasında, 46 ülkeden gelen, özgür düşüncenin koruyucusu 535 yerli ve yabancı sanatçının buluştuğu 2011 İzmir Bienali kapılarını sanatseverlere açtı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da desteğiyle, İzmir'in kültürel, tarihi ve doğal öğelerini tanıtarak kültüre, sanata ve turizme katkı sağlandı. Bienal, İzmir Resim ve Heykel Müzesi'nin ev sahipliğinin yanı sıra İzmir Devlet Opera ve Balesi ile İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu'nun gerçekleştirdiği konserle de destek gördü. Sergiye katılan uluslararası sanatçılar ve coğrafyamızı temsil edenler; geleneksel sanatlardan ve de yeni üslup ve tekniklerden oluşan 2000 eser sergilediler. Fuar alanının 3 ve 4 numaralı hollerinde, Resim Heykel Müzesi, AKM ve Adnan Saygun Sergi salonunda sergilenen eserler ile bienal, sanat platformuna ses getiren bir görsellik ortaya koydu. Organizasyonu; yakalandığı kanser hastalığını resme gönül vererek yenen, “sanatın yapıcı diliyle, birleştirici gücünün, dünya barışı için önemli olduğunu” savunan bir eğitmen, ressam Seba Uğurtan gerçekleştirdi. Resim ve görsel sanatlar alanında özendirici çalışmalarıyla ressamları yetiştirerek, sanatın kır kent yörelerinde de yapılabileceğini, gerçek sanatçının her ortamda üretebileceğini kanıtladı. Avrupa ve Türkiye’de çalışan birçok sanatçıyı bir araya getirerek, İzmir Sanat günlerine kalite getirdi. İçtenlikle alkışlıyorum. “Burası İzmir” dedirtecek sponsorların çoğalarak, sanatın ve sanatçıların desteklendiği günleri görmek, yaşamak istiyoruz.


Konser, konferanslar, canlı performans çalışmaları ile, kentin benzersiz tarihsel-kültürel ve doğal zenginliğini yabancı misafir sanatçılara tanıtan, kahvaltılı körfez gezileriyle süren bienal, Hilton otelinde “Günışığı orkestrası” eşliğinde sunulan muhteşem gala yemeği ile sonlandı. Bienalde 2 video art, 5 tezhip, 7 tekstil, 34 seramik, 380 resim, 2 performans, 15 özgün baskı, 24 heykel, 3 grafik, 8 fotoğraf, 10 yerleştirme, 2 ebru, 3 dijital art, 1 çini, 3 cam tekniklerinde gerçekleşen eserler İzmirlilerin beğenisine sunuldu. Dersimin olduğu günlerde bienal salonuna gidemediğim için canlı performanslardan izleyebildiklerim sınırlı oldu: Kuru üzümleri kalıplara doldurarak yerde düzenleme yapan ve 2 günde büyük bir halı haline getirdiği görselin yaratıcısı Maria Sezer’in düzgün Türkçe kullanımı dikkatimi çekti, kendisini takdirle izledim. Ebru ustası Nuri Pınar standında, izleyicilere ebru tekniğinin teknede nasıl oluştuğunu canlı performansıyla öğreterek, gösterdi. Her gün, gitar ve akordeon eşliğinde sunulan enstrümantal müzik dinletisi ile ruhumuz dinlendi. Brezilyalı Clodio Sauzo Pitto Bienalin önemli sanatçıları arasındaydı. Fuardaki standında resmi az sayıda olsa da, Atatürk Kültür Merkezinin geniş holü dolu doluydu. Sanırım, eserlerinin orijinalleri yerine tuval üzerine dijital baskılarını bastırıp, sergilemişti. Karşıt renklerin dengesiyle kurulan kompozisyonlarındaki teknik, üslup ve yaratıcılığına hayran kaldım. İzmir Devlet Opera ve Balesi ile İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu'nun gerçekleştirdiği konserde zeybek havaları seslendirilirken, folklor kıyafetiyle bir zeybek efe sahnede oynuyordu. Yabancı sanatçılar dayanamayıp zeybek oynama isteklerini dile getirdiler ve sahneye çıkıp Efeye eşlik ettiler. Uzun bacaklarıyla zeybek tavırlarını gösteren ayak hareketleri hayli estetikti ve coşkuyla oynadılar. Daha sonra Bas sesli sanatçı Seba Hocanımı sahneye çekerek dansa kaldırmıştı. Seyircileri de şaşırtan bu sürpriz dans sonunda, sanatçılara plaket ve çiçekleri verilirken, Basso yu doğaçlama yarattığı için daha çok alkışlamıştı dinleyiciler. O hoş anları telefon videosuyla çekip, rapide yüklediğim dosyanın linkini göndermiştim Uğurtan’a. Yaratıcılık yaşamın içinde var…
Resim ve Heykel Müzesi'nde Amerikalı Denniz P. Maccann, 1 ton kumla 'ikiz kuleler'de yaşananları anlatmış, ortada gerili olan dikenli telin diğer tarafında, İranlı Reza Hermetirat Yunus Emre'den başlayan barış temalı eserleriyle sanatseverlerin karşısına çıkmış. Sergi alanında bulunamadığım bir başka günde, mehter alayı kırmızılı-yeşilli giysiyle sergi salonunda standlar arasında dolaşmış. O çok sevdiğim “Has duurr” komutu ve mehter marşı, tüm izleyenlerin milli duygularını kabartmıştır mutlaka. Sanat yolundaki bu görselliği kaçırdığıma hayıflandım doğrusu. Duygu yoğunluğu yaşatan bir başka anı’m da; Öğretmenlerinin sergiye getirdiği okulöncesi miniklerin, İzmir Engelsiz Sanat Derneğinin standındaki renkli çalışmalar karşısındaki coşkulu halleriydi. Çizeriyle empati kurdukları, kırmızıya boyanmış kanatlı kalpleri, çiçek ve güneşleri hayranlıkla, dokunarak, severek izlediler.


Konuk sanatçı olarak davet edildiğim bienale, belli bir tema verilmediği için 2010-2011 yılı atölye çalışmalarımdan, soyut-figüratif tarzda çalıştığım 5 yağlıboya resmimle katıldım. Atatürkçü düşünceye, Atatürk’e olan tutkum resimlerime de yansır ve eserlerim bir insan ile ideoloji arasındaki ilişkiye dair çok şey söyler. Bienal listesinde yer alan ve hemen aklıma geliveren; Bedri Baykam, Adem Genç, Ergin İnan, Devrim Erbil, Ahmet Yeşil, Balkan Naci İslimyeli, Ekrem Kahraman, Fahri Sümer, Mustafa Ata, Tülin Onat, Hasan Rasgeldi, Mete Sezgin, Turan Enginoglu gibi müze ve koleksiyonlarda eserleri olan resim sanatçısı duayenlerin özgün çalışmalarıyla, uluslararası sanatçıların olduğu ortamda yer almak benim için rüya gibiydi. Ki, rüyamda görsem inanamazdım. Çünkü; görsel sanatlar eğitmenliğinden emekli olmadan önceki süreçte, üretimim yavaşlamış ancak emeklilikle birlikte, 4 yıldır yeniden etkin çalışma içine girmiştim. Sergiye katılmış bir çok arkadaşın yapıtlarında gözlediğim; özeleştirimin onlar için de geçerli olmasıydı: Duayenlerin yanında, sanatsal öz geçmişimize etkinlik eklemek açısından organizasyonda yer almıştık sanki. Görüşümü kabul etmeyen olabilir elbette, özeleştirim ve san’ım böyle.


Ülkemizin sanatçı adayları böylesi fırsatlardan yararlanmalı düşüncesiyle 2 gurup halinde sergiye getirdiğim atölye öğrencilerime kavramsal sanatın önemini anlattım. Salonda güzel rastlantılar oldu; Seba Uğurtan öğrencilerimle bizzat ilgilenerek, özgün çalışmalar konusunda onları bilgilendirdi. Sanatçı adayı gençler kendi uydularından çıkıp, araştırmacı zihniyetle, kimlerin nerede, neler yaptığını gözlemlediler. Kendi kuşağına ait dünya sanatçılarının eserlerinde çağı izlemeleri, sanatın güncelinde kalan sanatçıları gözlemeleri onlarda yeni düşünsel pencereler açtı. Resim ve görsel sanatlar platformundaki özendirici yaklaşımlarda neyin iyi, neyin kötü olduğu konusunda bazı değerlerin bilincine vardılar. Uluslararası ve ulusal düzeyde sanatı, sanatçıyı, çağı ve ülkelerini sorguladılar. Yakın geçmişimizde yaşanan bir olayı esefle andık:


Dünya sanat platformuna kapı açarak ülkesinde sanatın önünü açan, genç yeteneklere rehber olmuş, ülke sorunlarına ve rejimlerine, sansür ve işkencelere sanatsal karşı çıkışıyla tanınan, siyaset alanında da bulunduğu süreçte ülkesinin karşısında olan gruplara taviz vermeyen ve dünya sanatında ülkesinin kimliğini kullanmayı seçmiş, 2 yaşından beri resim yapan bir sanat duayenidir Bedri Baykam. Amerika’da, Fransa’da sanatın büyük ödüllerinden birçoğunu alabilecekken, Orhan Pamuk gibi kendi çıkarlarını ön plana almayıp, kendisini ülkesinin karşısında koz olarak kullandırmayan sağlam bir kimliktir. Bir ileri, iki geri mehter anlayışının yaşandığı ülkemizde yiğidin hakkı yiğide verilir mi, tartışılır. Bu etik kavramın da içinin boşaltıldığını yakın dünümüzde kaygıyla izlediğimiz bir olay yaşamıştık. Bedri Baykam, ülkesinde sanatı savunan, çağdaş ve modern tavrı - Atatürkçü, Cumhuriyetçi, insan duruşu ve çalışmalarından dolayı bıçaklandı. “Yaşadığımız korkunç olaylar, ülkeyi her an gerenlere ve bu yıkıcı ruh haline taşıyanlara ne kadar dert onu bilmiyorum. Ama sanatı ve sanatçıları bir ülkede bu kadar hedef gösterirseniz, düşünce insanlarını bu kadar dışlarsanız, laik demokrasiyi, aydınlanmayı ve Atatürkçülüğü savunanları bu kadar yabancı göstermeye kalkarsanız, bu yaşanan felaketlere ve cinayet teşebbüslerine hiçbir şaşırma hakkınız kalmaz… Olayın üstüne örtülmeye çalışılan "meczup" havası sahte ve uydurma senaryodur. Herkes şunu bilsin ki, bu hazin tezgahların kimseye bir yararı olmayacak. Aydınlanma devriminin ışığa, güzelliklere, dostluğa, barışa, evrensel kardeşliğe sanatın her türlüsüne doğru yol alan okun yörüngesini değiştiremeyecektir. “diyen Baykam’ın, onurlu sanatçı dik duruşunu övgüyle alkışladık.

Sanat algıları açabilir. Kent yaşamını zenginleştiren projeleriyle ülke gelişimine katkı sağlayan bienallerin, farklı değerlere sahip kültürleri bir araya getirerek ülkeler arası diyalogu canlı tutan, birlik ve beraberlik duygularıyla insanı anlaşılır kılan yanı olmalı. Sanatseverlerin, üniversite gençleri ve çocukların ücretsiz gezebildiği sanatsal etkinliklerin; estetik düşünen, yenilikçi, yaratıcı, üretken ülke insanı yaratmaya yardımcı olduğu bilinir. Sanatın uluslararası paylaşımını öne çıkaran düşünme biçimiyle bienallerin insanlara sanatla dolu bir yaşam sunduğu da gerçek. Sanatçıların nesnel ve öznel algılamalarının hangi sanatsal kaygılarla ve yaşamla bağ kurduğunu izleriz. Ülkemizde 2007 yılında “zamana yolculuk” temasıyla birinci, 2010 yılında “Anlayışınız için teşekkür ederiz” başlıklı ikinci Bienal Antakya’da gerçekleşti. Yine 2007’de Adana’da “Titreşimler” başlıklı Bienal düzenlendi. 11. İstanbul Bienalinde kavramsal çerçeve “İnsan neyle yaşar” sorusu idi. Sanatseverler bienalde, temel sorunları estetik etrafında dönen sanat eserleri ile karşılaştıkları gibi, öğretici mesajı da olan sergilerle yüzleştiler. Soru ya da kavramdan yola çıkıldığında, sanatçıların önerdiği bakış açılarının güncelle ilişkisine bakmak seyircide farkındalık yaratır. İzleyici sergiyi nasıl okuması gerektiğini bilir. Farklı ülkeden, farklı kuşakların deneyim ve söylemlerinin bir çabayı nasıl şekillendirdiğini anlar ve izlerler. Sanat adına bu tür organizasyonların gün geçtikçe çoğalması sevindirici. İzmir bir turizm kenti ve Avrupanın ayağı sayılır. Kültür başkenti İstanbul’un Bienalleri ile aynı düzeyi yakalayabilecek, müzelere ve koleksiyonerlere açık, dünya görsel sanatlarına özgün üsluplar, teknikler getirmiş ve literatürde yer almış daha çok sanatçıyı bir araya getirerek bir konsept altında buluşturan, destekleyicisi bol II. Bienal İzmir günlerini görmek-yaşamak dileğimle…
-------------------------------------
¹Sanat Eğitmeni